YAZILAR

Orff-Schulwerk ve Oyun...

04.08.2020

Carl Orff, Schulwerk içerisindeki oyunu açıklamak için “kum havuzu” metaforunu kullanır.

Bir Müzik Öğretmeni Anlatıyor: İnsanın Doğasından Müzik ve Hareket

01.07.2019

Kendini ifade etmek için sanatsal yolları kullanmaya hazır bir çocuk haftada sadece iki ders saati karşılaştığı bir öğretmenle bu ihtiyacını her an istediği ölçüde gideremez. “Müzik ve Hareket“i bir “ders” olmaktan ancak tüm okul yaşamına taşıyarak çıkarabiliriz ve çocukların bu ihtiyacını ancak bu şekilde gerçekten giderebiliriz.

Türk Eğitim Sisteminde Müzik – 3

01.07.2019

Dördüncü Cemre: Gösteriler

Cemre, halk tarafından baharın müjdeleyicisi olarak bilinir. Birer hafta arayla havaya, suya ve toprağa düştüğüne inanılır. Cemre’nin dördüncüsü de uygulamalı dersler öğretmenleri için gösterilere düşer dersek abartmış olmayız sanırım. (Biz müzik öğretmenleri üzerinden anlatmaya devam edelim elbet herkes kendi payına düşeni alacaktır.)

Türk Eğitim Sisteminde Müzik – 2

01.07.2019

Geçmişten günümüze Türkiye’deki müzik eğitiminin dönüşümü, paralı okulların birbirleriyle rekabeti adına yeni kulvarlar oluşturmasıyla başladı. Müzik eğitimindeki yeni dönemin ortaya çıkmasına neden olan ve bunu kolaylaştıran birden fazla dinamik var. Ana aktörler; idareciler, veliler ve öğretmenler. Biz de bu değişim ve gelişimde, ana aktörlerin rollerini ayrı ayrı görmeye çalışalım. Tartışmaya mahal vermemek adına da bu dönüşümü kendi tanıklık ettiğim yıllar üzerinden anlatmaya çalışacağım.

Türk Eğitim Sisteminde Müzik – 1

01.07.2019

Tüm veli toplantılarında bir çok velimin istisnasız ilk sorduğu soru, “Hocam benim müziğe hiç yeteneğim olmadı, ritim kulağım yok, çocuğumun var mı?” olur. Bugün yetişkin olan bireyi, daha küçük yaşlarda dışarıda bırakan bu yetenek değerlendirmesi şu an Türk eğitim sisteminin halen başlıca sorunu. Hem geçmişten bugüne bireyin kendisinde bir dışlanmışlık yaratıyor, hem de bu dışlanmışlığı kendi çocuğunun da yaşamaması için sisteme bu soru ve temkinle yaklaşıyor. Okul sıralarında yetişkinlere aşılanmış olan bu öğrenilmiş çaresizlik, çocuklarının üzerinde oluşturulan baskı olarak karşımıza çıkıyor.

Haftanın Kitabı: Homo Ludens

01.07.2019

“Çünkü ciddiyet, oyunu dışlamaya yöneliktir, oysa oyun, ciddiyeti rahatlıkla içerebilir” cümlesi kitapta ilk altını çizdiğim cümle oldu. Nedense günümüzde oyun hep ciddiyetsiz bir eylem, sadece çocukların yaptığı bir iş gibi görülüyor. Oyunun çocukların işi olmadığını savunmuyorum sadece oyun oynamak neden yetişkinler tarafından ciddiyetsiz bir eylem olarak görülüyor ve yetişkinler neden oyundan uzak durmayı tercih ediyorlar bunu anlamıyorum. Oysa adına oyun demesek de hayatımızın her alanında oyunsal alanın içerisine bir anda dahil oluveriyoruz.