BEN KİMİM
1983 yılında Konya’da doğdum. İlk ve ortaokulu burada tamamladım. Çocukluk yıllarımdan itibaren müziğe ilgim hep oldu. Lise yıllarında davul çalmaya başlayınca müziği profesyonel olarak hayatıma almaya ve lisans eğitimim için bir müzik okulu seçmeye karar verdim. Lisans eğitimimi Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Ana Bilim Dalı kontrbas ana branşında tamamladım.

Öğretmenliğe İstanbul'da başladım. Mesleğe adım attıktan sonra kendi öğrencilik yıllarımdan hatırladığım eğitim anlayışının neredeyse hiç değişmediğini gördüm. Bu beni hayal kırıklığına uğrattı. Ayrıca bu sırada lisans eğitiminde öğrendiğim pedagojik bilginin mesleğimde dönüştürücü bir etkisi olmadığı gerçeğiyle de yüzleştim. Evet, okulda müziğe dair çok şey öğrenmiş ancak öğretmenliğin nasıl yapılacağına dair pek bir şey öğrenememiştim. Öğrencilerime, müzik hakkında bildiklerimi nasıl aktaracağım ve öğrencilerimin sanatsal dönüşümüne nasıl katkı sağlayacağım konularında kendimi çaresiz hissediyordum. Bu sırada çalıştığım okulda katıldığım bir eğitim beni çok etkiledi.
Böylece Orff-Schulwerk Pedagojisi ile tanışmış oldum.

Bu pedagoji insanı duyular ve duygularıyla bir bütün olarak kabul ediyor; müziğin, dilin ve hareketin birlikteliğini kullanıyordu.
Orff-Schulwerk insanı anlamakla işe başlıyor ve bunun bir öğrenme yolculuğu olduğunu işaret ediyordu. Ben de bu doğrultuda Orff-Schulwerk eğitimlerini takip etmeye başladım. Her yeni eğitimle yeni bir bakış açısı kazandım. İnsanın ne kadar derin bir anlatım gücü ve sanatın ne kadar büyük bir ifade aracı olduğunu belki de yeniden keşfettim. İhtiyaçlarım ve bu eğitimin verdiği ilham mesleki ve kişisel gelişimin önemini
fark etmemi de sağladı.

2013 yılında Orff Merkezi Türkiye'nin açtığı 1. Seviye Kursuna katıldım. Bu kurs üç yıl sürdü. Ardından bir yıl süren eğitmen eğitimcisi kursuna kabul edildim. Sürecin sonunda Orff-Schulwerk Forum Salzburg üyesi olan "Orff-Schulwerk Eğitim Danışmanlık Merkezi Türkiye" den onaylı "Eğitmen Eğitimi" kursunu Eylül 2016 tarihinde başarıyla bitirerek 'Orff-Schulwerk Eğitmeni' olmaya
hak kazandım.

Şimdi kendime “Ben kimim?” diye sorduğumda Orff-Shulwerk'e tutkuyla bağlı bir müzik öğretmeniyim diyebiliyorum.

NELER YAPARIM
2010 yılından bu yana okul öncesi, ilk ve orta öğretim, lisans seviyesinde farklı yaş grubundan öğrenciler ve farklı meslek gruplarından yetişkinlerle Orff-Schulwerk ve Perküsyon çalışmaları yapmaktayım.

Türkiye'de öğretmenlerin gelişimi için çalışan "ÖRAV" (Öğretmen Akademisi Vakfı), toplumsal sorumluluk projeleri üreten ve gönüllü gençlerle çalışan "TOG" (Toplum Gönüllüleri Vakfı), uzun süreli tedavi gören tüm çocuklara psiko-sosyal destek sağlamak amacıyla projeler üreten "Hayata Renk Ver Derneği" gibi kuruluşlarda gönüllü eğitmen olarak görev yapmaktayım.

2016 yılından bu yana eğitim sitesi EğitimPedia'da Pedagoji, Müzik Eğitimi, Orff-Schulwerk Pedagojisi ve Haftanın Kitabı gibi başlık ve bölümlerde yazılar yazıyorum.

Türk, Latin Amerika ve Afrika müzik ve ritimleri üzerine ve farklı geleneksel, perküsif ve efektif çalgılarla çalışmalar yapıyorum.

Fide Okulları'nda müzik öğretmenliği yapmaktayım.

Yeditepe Üniversitesi Müzik Kulübü Rhythm Factory Grubuna perküsyon eğitmenliği yapmaktayım.
BLOG
TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNDE MÜZİK – 3
Dördüncü Cemre: Gösteriler Cemre, halk tarafından baharın müjdeleyicisi olarak bilinir. Birer hafta arayla havaya, suya ve toprağa düştüğüne inanılır. Cemre’nin dördüncüsü de uygulamalı dersler öğretmenleri için gösterilere düşer dersek abartmış olmayız sanırım. (Biz müzik öğretmenleri üzerinden anlatmaya devam edelim elbet herkes kendi payına düşeni alacaktır.) Okul öncesi kademesinden, ilk ve orta öğretim kademesine kadar gösterilerin mevsimi.
DEVAMI...
TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNDE MÜZİK – 2
Müzik Eğitimi Enstrüman Eğitimi midir? Geçmişten günümüze Türkiye’deki müzik eğitiminin dönüşümü, paralı okulların birbirleriyle rekabeti adına yeni kulvarlar oluşturmasıyla başladı. Müzik eğitimindeki yeni dönemin ortaya çıkmasına neden olan ve bunu kolaylaştıran birden fazla dinamik var. Ana aktörler; idareciler, veliler ve öğretmenler. Biz de bu değişim ve gelişimde, ana aktörlerin rollerini ayrı ayrı görmeye çalışalım. Tartışmaya mahal vermemek adına da bu dönüşümü kendi tanıklık ettiğim yıllar üzerinden anlatmaya çalışacağım.
DEVAMI...
TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNDE MÜZİK – 1
Tüm veli toplantılarında bir çok velimin istisnasız ilk sorduğu soru, “Hocam benim müziğe hiç yeteneğim olmadı, ritim kulağım yok, çocuğumun var mı?” olur. Bugün yetişkin olan bireyi, daha küçük yaşlarda dışarıda bırakan bu yetenek değerlendirmesi şu an Türk eğitim sisteminin halen başlıca sorunu. Hem geçmişten bugüne bireyin kendisinde bir dışlanmışlık yaratıyor, hem de bu dışlanmışlığı kendi çocuğunun da yaşamaması için sisteme bu soru ve temkinle yaklaşıyor. Okul sıralarında yetişkinlere aşılanmış olan bu öğrenilmiş çaresizlik, çocuklarının üzerinde oluşturulan baskı olarak karşımıza çıkıyor.
DEVAMI...
HAFTANIN KİTABI: HOMO LUDENS
“Çünkü ciddiyet, oyunu dışlamaya yöneliktir, oysa oyun, ciddiyeti rahatlıkla içerebilir” cümlesi kitapta ilk altını çizdiğim cümle oldu. Nedense günümüzde oyun hep ciddiyetsiz bir eylem, sadece çocukların yaptığı bir iş gibi görülüyor. Oyunun çocukların işi olmadığını savunmuyorum sadece oyun oynamak neden yetişkinler tarafından ciddiyetsiz bir eylem olarak görülüyor ve yetişkinler neden oyundan uzak durmayı tercih ediyorlar bunu anlamıyorum. Oysa adına oyun demesek de hayatımızın her alanında oyunsal alanın içerisine bir anda dahil oluveriyoruz.
DEVAMI...
SEMİNER NOTLARIM
Seminer Notları için
TIKLAYIN
İLETİŞİM
Seminer getirilirken lütfen bekleyin.
Geçersiz şifre.
Şifre